
“ARKALARINDAN BAKIP EL SALLAYAMAZDIM”
Hayvanlardan ayrılacağını öğrendiğinde büyük üzüntü yaşadığını söyleyen Bostancı, “Onların arkasından bakıp el sallayamazdım. Onlardan ayrılmak istemedim. Doğal Yaşam Parkı da onların adaptasyon süresini daha kolay hale getirmek için çalışıyordu. Yaptığımız görüşmelerin ardından ben de İzmir’e geldim. İyi ki geldim ve iyi ki hâlâ onlarla birlikteyim” dedi.
Bostancı için bu karar yalnızca bir iş değişikliği değildi. Yıllardır birlikte yaşadığı hayvanlardan ayrılmamak, onların yeni yaşamlarına da eşlik etmek anlamına geliyordu. Zaman içinde her birinin karakterini, sesini, davranışlarını ve ruh halini öğrenen Bostancı, aralarındaki bağın karşılıklı olduğunu söylüyor.
“Ben onların karakterlerini, ruh hallerini, neşelerini, hüzünlerini bir bakışta anlayabiliyorum. Onlar da benim sesime, kokuma ve tavırlarıma alışkın. Birlikte bir rutinimiz var” diyen Bostancı, hayvanlarla kurduğu bağın yıllar içinde güçlendiğini ifade etti.

YENİ YUVALARINDA BİRBİRLERİNE TUTUNDULAR
İzmir’e ilk geldiklerinde alan değişikliği nedeniyle tedirgin olan hayvanların, tanıdıkları bakıcılarının yanlarında olması adaptasyon sürecini kolaylaştırdı. Primatların rutinlerine bağlı hayvanlar olduğunu belirten Bostancı, “Yeni alan değişimi her canlı için stresli bir süreç. Güvendikleri bir insanın burada olması onlara daha iyi hissettirdi, huzur verdi. Zamanla hem ben hem de onlar yeni hayatımıza alıştık. İlişkimiz çok iyi. Birbirimizi gördüğümüz zaman çok mutlu oluyoruz” ifadelerini kullandı.
…
