Bursa Teknik Üniversitesinde (BTÜ), Kahramanmaraş depremlerinden çıkarılan derslerin Bursa sanayisine yansımaları ele alındı. Uzmanlar, Bursa’da 500’ün üzerinde sanayi yapısının depremde hasar görebileceğini kaydederek, özellikle Bursa, Kestel, Uludağ, İnegöl ve Mustafakemalpaşa organize sanayi bölgelerinin risk taşıdığına dikkat çekti.
“Depremin Bursa sanayisine vereceği zarar tüm ülkeyi etkiler”
Korkut, JICA ve Bursa Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle yaklaşık üç yıldır yürütülen “Dirençli Bursa Projesi” kapsamında yalnızca fiziksel altyapının değil, kentin ekonomik sürdürülebilirliği ve yaşam kalitesinin de ele alındığını ifade etti. Bursa’nın Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biri olduğuna dikkat çeken Korkut, “Bursa’da yaşanacak üretim aksaklığı yalnızca kenti değil, tüm Türkiye’yi etkileyecektir. Bu nedenle organize sanayi bölgelerinin afete karşı dirençli olması, deprem sonrasında üretimin devam etmesi, tedarik zincirinin korunması ve iş sürekliliğinin önceden planlanması büyük önem taşıyor” dedi.
Sanayi yapılarının %20’si 2000 yılı öncesi
Seminerde, “2023 Kahramanmaraş Depreminden İş Sürekliliği Planlarına İlişkin Çıkarılan Dersler ve Bursa Organize Sanayi Bölgeleri Risk Değerlendirmesi Sonuçları” başlıklı sunumu gerçekleştiren Dr. Masashi Inoue, Kahramanmaraş’taki dört organize sanayi bölgesinden elde edilen verilerle Bursa’daki 13 organize sanayi bölgesinde bulunan yaklaşık 2 bin 666 binanın yapı bilgilerini karşılaştırdıklarını söyledi. Analizlerde yapıların inşa yılına odaklandıklarını belirten Inoue, Bursa’daki sanayi yapılarının yaklaşık yüzde 20’sinin 2000 yılı öncesinde inşa edildiğini ifade etti.
500’den fazla yapının hasar görme riski bulunuyor
Yapılan senaryo analizlerine göre Bursa’da 500’ün üzerinde sanayi yapısının depremde hasar görebileceğini kaydeden Inoue, özellikle Bursa, Kestel, Uludağ, İnegöl ve Mustafakemalpaşa organize sanayi Bölgelerinin yüksek risk taşıdığına dikkat çekti. Bu çalışmanın eski yapıların güçlendirilmesi ve yenilenmesi açısından önemli bir başlangıç olduğunu vurgulayan Inoue, “İş sürekliliği yalnızca yapısal güvenliği değil, yapısal olmayan tüm riskleri de kapsıyor. Bursa’da iş sürekliliği planlarının yaygınlaştırılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Yapısal olmayan hasarlar da üretimi durduruyor
JET uzmanlarından Dr. Seda Şendir Torisu ise Kahramanmaraş’ta üç organize sanayi bölgesi ve bir küçük sanayi sitesinde gerçekleştirdikleri saha çalışmalarının sonuçlarını paylaştı. Deprem sonrası yaşanan üretim kayıplarında yalnızca bina hasarlarının değil, makine, ekipman, ürün kayıpları ve insan kaynağı gibi yapısal olmayan unsurların da belirleyici olduğunu belirten Torisu, bazı bölgelerde yapısal hasar düşük olmasına rağmen ekonomik kayıpların oldukça yüksek seviyelere ulaştığını söyledi. Kahramanmaraş’ta 232 şirketle gerçekleştirilen anket çalışmasının sonuçlarını paylaşan Torisu, düzenli tatbikat yapan, iş sürekliliği planı hazırlayan, veri yedekleme sistemleri kuran ve ekipmanlarını güvence altına alan işletmelerin deprem sonrasında daha hızlı toparlandığını ifade etti.
Rektör Yardımcısı Bayhan: 2000 yılı öncesi yapılar öncelikli olarak ele alınmalı
BTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Beyhan Bayhan da “Bursa Organize Sanayi Bölgeleri İş Sürekliliği İçin Yapılması Gerekenler” başlıklı sunumunda, Bursa organize sanayi bölgelerinde farklı deprem yönetmeliklerine göre inşa edilmiş çok sayıda sanayi yapısının bulunduğunu belirtti. Özellikle 2000 yılı öncesi inşa edilen yapıların önemli risk taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Bayhan, Kahramanmaraş depremlerinde en fazla hasarın prefabrik sanayi yapılarında kolon alt bölgeleri, kiriş-kolon bağlantıları ve cephe panellerinde meydana geldiğini söyledi. Sanayi tesislerinde uygulanabilecek pratik güçlendirme yöntemlerine değinen Rektör Yardımcısı Bayhan, çapraz çelik elemanlarla güçlendirme, enerji sönümleyici sistemler ve zemin iyileştirme çalışmalarının önemine işaret etti.
“İş sürekliliği sadece binalarla sınırlı değil”
Deprem sonrası üretimin devam edebilmesi için yalnızca yapıların ayakta kalmasının yeterli olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Beyhan Bayhan, elektrik, su, haberleşme ve lojistik altyapılarının kesintisiz çalışmasının da kritik öneme sahip olduğunu ifade etti. Kahramanmaraş depremlerinde organize sanayi bölgelerinde yaşanan üretim kayıplarına dikkat çeken Bayhan, altyapı kesintileri, iş gücü kaybı ve tedarik zincirindeki aksaklıkların üretimi ciddi şekilde etkilediğini söyledi. Bayhan, Bursa’nın organize sanayi bölgelerinin oluşmasında Türkiye’ye öncülük ettiğini hatırlatarak, deprem hazırlıkları ve iş sürekliliği konusunda da aynı öncü rolü üstlenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Programda, Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış, “Organize Sanayi Bölgelerinde Deprem Zararlarının Azaltılması” ve Nagoya Teknoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Kenji Watanabe’nin “Artan Şiddette ve Sıklıkta Meydana Gelen Doğal Afetlere Yanıt Vermede Topluluk Temelli İş Sürekliliği Planlaması, İş Sürekliliği Yönetimi Giderek Artan Önemi” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Seminer soru-cevap bölümünün ardından kapanış konuşmasıyla sona erdi.
…